Osman Özarslan ile Hafriyat üzerine Posted on 13 Haziran 2026 13 Haziran 2026 by Yusuf Arslan Türkiye, geçmişin ve bugünün sert gerçekliği arasına sıkışmış, sürekli kendi üzerine yeni katmanlar ekleyen uçsuz bucaksız bir bellek sahasıdır. Bu coğrafyada katmanlar arası geçişlerin hızı, bizi tutarlı bir görme zemininden mahrum bırakırken, hatırlama süreçlerimizin sürekliliğini sağlayan eksenleri de kırıyor, bunun sonucunda ortaya çıkan yabancılaşma belleğimizi benliğimizden uzaklaştırarak sınırları muğlak bir öznellik inşa ediyor. Yazar akademisyen Osman Özarslan’ın ilk romanı ’Hafriyat’ İletişim Yayınları’ndan çıktı. Roman resmi tarihin dışında kalan yaşam anlatılarını, ötelenmiş sesleri ve görünmez kılınmış geçmişleri bugünün çatlaklarından yankılandırarak okuru bastırılmış tarihin altındaki görünmez yaşam parçalarıyla tanışmaya ve yüzleşmeye davet ediyor. Özarslan, ‘definecilik’ olgusunu zenginleşme hayali ya da taşra meşgalesi olarak değil bu toprakların asli sahiplerinden devralınan dilsiz mirasa hoyratça ve çaresizce tutunma çabasını anlatırken, bugünün insanının köklerini bilmediği ya da adını koyamadığı geçmişiyle çarpık bir ilişki kurduğunun altını çiziyor. Hafriyat, okuru Türkiye’nin bitmek bilmeyen ‘şimdi’si ile kadim ‘geçmiş’i arasındaki tekinsiz boşlukta yürütürken bize hatırlamanın bir lütuf değil, ağır bir işçilik olduğunu fısıldıyor. 16 yıllık bir demlenme süreci ‘…. bizim son derece travmalarla dolu unutulmuş hatırlanmayı bekleyen hastalıklı bir hafızamız var. O yüzden kitabın adı Hafriyat ve buraları kazıp çıkartmamız gerektiğini düşünüyorum.’’ Kitabın sonunda, yazım sürecinin 2008 yılına kadar uzandığını görüyoruz. Bu kadar uzun bir süre bir metinle yaşamak karakterlerin ve mekânın sizin zihninizde nasıl bir evrim geçirmesine sebep oldu? Buradaki karakterlerin tamamı gerçek hayatta varlar ve olayların tamamı da neredeyse gerçek olaylar, yaşayanların hatırasına saygısızlık etmemek için mekânların ve kişilerin isimleriyle oynadım ve zamanda kaymalar yaptım. Sorunuzu buradan yanıtlamaya başladım çünkü Burdur Çavdır’da doğdum. Birkaç cümle ile anlattığım şeyler benim hayatımın parçası. Bir de teknik bir mesele var, metni öncesinde kısa film sonrasında uzun metrajlı film olarak tasarladım, fakat Kültür Bakanlığı’ndan gerekli destekler alınamayınca romana dönüştü. Dolayısıyla, bu zaman karakterler üzerinden anlatmak istediklerimi bir çocuk gibi büyüttüğüm bir süreçti. Tanıdığım insanların hayatlarına, on altı yıl boyunca daha derinden gözlemleyerek baktım; onların neden böyle bir kader yaşıyor olduklarını anlamaya çalıştım. Zaten bu yüzden adı Hafriyat. Marks’ın 18 Bruimere’de söylediği gibi ‘Genç kuşaklar sürekli önceki kuşakların hayaletleri, karabasanları ile mücadele etmek zorunda kalırlar’. Taşrada bu biraz daha fazladır dolayısıyla biz bir bakiyenin üzerine geliyoruz. Hafriyat’ta bunu anlatmaya çalıştım aslında, Roma Dönemi’nden başlayan çok alakasız gibi görünen bir hikâye sonrasında II. Meşrutiyet’te başka bir hal alıyor, Cumhuriyet, 90’lar ve 2000’ler arası başka başka bağlamlar kazanıyor, işte bir kaderin hikâyesini tüm bu dönemler boyunca anlatmaya çalıştım . Bu anlamıyla talihsiz bir coğrafyada yaşıyoruz Roma’nın en kıyıcı imparatorları bu topraklarda yaşadı, Persler ve Yunanlılar bu topraklarda savaştı. Osmanlı, benim anlatmaya çalıştığım Teke Yöresinin üzerinden defalarca geçti. Bu topraklarda yüzyıllar boyunca insanlar kıyıma uğradı. Alevi oldukları için, tahtacı oldukları için, vergi vermedikleri için, askere gitmek istemedikleri için ve bunun sonucunda bizim son derece travmalarla dolu unutulmuş hatırlanmayı bekleyen hastalıklı bir hafızamız var. O yüzden kitabın adı Hafriyat ve buraları kazıp çıkartmamız gerektiğini düşünüyorum. “Hatırlamak kolektif bir iştir” ‘ ’Bir sürü sebepten dolayı bizim hafızamız defalarca kez formatlanmış.II. Meşrutiyet, Cumhuriyet ve sonrasında zaten Osmanlı’nın belirli kurumları hariç pek kayıt
Related Posts
İsrail Mahkemesi, 6 Yıldır Tutuklu Bir Filistinliyi Suçlu Buldu
İsrail’de 6 yıldır hapiste tutulan bir Filistinli, mahkeme tarafından “kasten bir İsrail askerini öldürmek” suçlamasıyla mahkum edildi. Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) bağlı Filistinli Esirler Heyeti ve Filistin Esirler Cemiyeti, bu durumu kınayan bir açıklama yaptı. Cenin’in güneyindeki Yabed kasabasından olan Nazmi Ebubekir, Batı Şeria’nın kuzeyinde bulunan bir İsrail mahkemesinde duruşmaya çıkarıldı. Duruşma sonucunda, Ebubekir’in suçlu […]
Bukalemun Gibi Renk Değiştiren Balıkların Sırrı Çözüldü
Resif uzmanı Jamie Wilson, mercan oluşumlarını incelerken yüzlerce cerrah balığının (surgeonfish) ilginç davranışlarını gözlemledi. Sürünün yarısı aniden yön değiştirerek izole bir mercan kayalığına doğru dalış yaptı. Wilson, bu anın görsel şölene dönüşmesine tanıklık etti. **BİR ANDA BEYAZDAN SİYAHA** Kamera görüntülerinde, bembeyaz bir cerrah balığının mercanlara yaklaşırken saniyeler içinde koyulaşıp simsiyah bir renge dönüştüğü gözlemlendi. Bu […]
Türkiye’de Suç Algısı: Vatandaşlar Kendini Güvende Hissetmiyor
22 Mayıs 2026 tarihinde Yeniçağ Gazetesi’nde yayınlanan habere göre, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, her üç vatandaştan birinin hayatında herhangi bir suç mağduriyetine uğrayabileceğini düşündüğünü ortaya koydu. Alınan önlemler arasında ise çelik kapı tercihinin ön planda olduğu dikkat çekiyor. Özellikle cinsel taciz mağdurlarının yalnızca %11’i yaşadıkları durumu resmi makamlara bildiriyor. TÜİK, “Türkiye […]